Summary


GRAFİK TASARIMINDA DİSTOPYA
Felsefe ve sanat tarihi bağlamında ütopya, düşünce tarihi açısından çok sayıda tartışmanın anahtar kavramı olarak yer almıştır. 1516 yılında Thomas More’ un yazdığı Ütopya eseri, ütopyanın sanatla doğrudan bağının kurulduğu bir başlangıç olarak kabul edilir. Postmodern dönem düşünsel anlamda bir distopya dönemidir. Distopya olarak postmodern düşünce hedefe ulaşmadan biten yolculuğa acı çekmeden bakabilmektir. Bu bağlamda Bauman Foucault, Gramsci, Froster, Deleuze, Zizek ve Bourdieu gibi teorisyenlerin liberal ütopyanın eleştirisine yönelik distopik analizleri, distopyanın kuramsal dayanaklarını oluşturmuştur. Çok sayıda sanatçı bu savlara ilgi duymuş, ürünlerinde söz konusu analizleri somutlaştırmıştır. Distopya bir tür kara ütopya olarak da algılanmış, postmodern duyarsızlığın modernliğe karşı tepkisizlik olarak algılanmasını sağlamıştır. Distopya; modern insanın hayallerinden vazgeçmesi, kendisine hedef belirleyememesi, belirlediği hedefte ilerleyemeden yorulması, her parlak fikrinin kısa zamanda önemsizleşmesi gibi bir olumsuz evren içerir. Bu evren zaman zaman sanat ürünün kendini var etmeye çalıştığı evrendir. Edebiyatla başlayan distopya; sinema ve tiyatro alanlarında yoğunluk kazanırken grafik tasarımı bu dönüşümden kendini uzaklaştıramamış, çok sayıda marjinal grup ve sanatçı topluluğu üretimlerinde distopik yöntemi seçmiştir. Araştırma 20. yüzyıldan başlayan sanatta distopya düşüncesini irdeleyerek, söz konusu düşüncenin grafik tasarımlarında somutlaşma biçimini tartışacaktır. Araştırmada literatür tarama yöntemi ile distopya düşüncesini tartışan görüşler seçilip; bu görüşlerin öncelikle sanata daha sonra da grafik tasarımına yansıması irdelenecektir.

Keywords
Ütopya, Kara Ütopya, Distopya, Grafik Tasarım, Postmodernizm